15 Aralık 2009 Salı

Karakan - Al Sana Karakan (1998)


BİRİNCİ BÖLÜM:

Kitlelerce Karakan isminin ilk duyulması; 1995'teki Cartel projesiyle birlikte oldu. Ama işin aslı başka...

Grup; 1995 öncesinde Almanya'da Türkçe Rap'i domine eden ekiplerin başında geliyordu. O dönemde de fanatik hayranları vardı. Alper, Kerim ve Ahmet'ten oluşan Nürnberg ekibi partilerde ortalığı yıkıp geçiyordu. Alper Köksal'ın bir dönem King Size Terror grubu ile birlikte çalıştığı biliniyor. Burada g-style denediler, fakat vasat çalışmalar ortaya çıktı. Alper'in bu ekiple çalıştığını anlamak zor. Çünkü ortaya çıkan ürünün tadı ziyadesiyle yavan. O dönem Karakan ve King Size Terror arasındaki durum belli değil. Belki de KST; Alper Köksal için bir yan gruptu ve Karakan devam ediyordu.

Partilere çıkıyorlardı. Zaten albümleri olmadığı için onları jam haricinde dinlemek mümkün değildi. Karakan'ın organik dolaşıma giren tek ürünü; Defol Dazlak-Maxi Single'dır. O da dönemin sonunda; 1994'te yayınlanmış, hemen arkasından Cartel çalışması başlamıştır...

Cartel dönemi öncesi demotape'i Türkiye'deki müzik şirketlerine dinletmelerine rağmen olumlu tepki alamamışlardı. Bu kimilerine göre müzik direktörlerinin basiretsizliği. Aslında değil. Ülke bir süreç içindeydi ve o süreç dahilinde hiphop müziğin yeri yoktu Türkiye'de. Yonca Evcimik'in Abone albümü ülkenin en çok satan albümüydü mesela. Şimdi Abone'yi keyifle dinleyebilir misiniz. Ama Karakan'ı herzaman dinlersiniz. O dönemde müzik firmalarına bu müzik türünü anlatamadılar. Anlatmaları da zaten zordu. Rap diye bir şey yoktu çünkü. Üstelik dünyada milyonları etkilemiş bir müzik olan; rock bile Türkçe icra edilince satmıyorken. Daha 10 yıl önceye kadar Hammer Müzik'in sahibi Haluk Ataklı bile Türkçe Rock'ın başarılı olacağına inanmıyorum diye beyanatlar veriyordu. Bu şirket Nefret'in ilk albümünü çıkaran şirkettir?! Şirketler; pop müzik haricindeki bir müzik türünün halk tarafından dinleneceğine, para verilip kasedinin satın alınacağına ihtimal vermediler. O dönem böyle rijit bir düşünce vardı. Bu düşünceye aykırı olan; 1990 yılında albümü yayınlanan Grup Vitamin'i örnek verebiliriz yalnızca.

Karakan grubunun asıl şanssızlığı; Türk müzik piyasasının işte bu geçiş sürecini atlatmadığı dönemde varolmasıdır.



 Cartel'den sonra insanlar uzun süre Karakan'ın albümünü bekledi. Tam 3 sene! Burada inanılmaz bir prodüksiyon hatası yapıldı. Albüm yetişmese bile 4-5 parçalık bir EP yayınlanıp, Cartel'in etkisi devam ettirilebilirdi. İlk yayınlanan Erci E. albümü de fos çıkınca mainstream dinleyicisi bu müzikten iyice uzaklaştı. Sonra bir gün baktık ki; Kral TV'de Karakan klibi dönüyor. TV'de mafyavari giyinmiş 2 adam, bond çantalarıyla, limuzinlerde takılıyorlardı?! Başkaları ne düşünür bilinmez ama aklı başında rap dinleyicileri bundan hiç hoşlanmamıştı. Oldschool olduğunu iddia edip; oldschool ayakkabı üzerine dar kot giyen rapper da görmüştük ama Türk dinleyicisi olarak buna hiç alışık değildik. Hijack gibi gaz maskeleriyle çıksalardı, herhalde daha sempatik görünürlerdi. Başlarında ne prodüksiyondan, ne PR'dan anlayan insanlar vardı. En azından bunu anlamıştık. Eğer 95'te Cartel ile milliyetçi duyguları etkiledik, sert takıldık, bize boogiestyle, eşofman...oldskool-style bile yakışmaz, en iyisi takım elbise diye düşündülerse daha kötü. O zaman Uçan Silahlar zamanında Dr. Fuchs'un bir röportajında bahsettiği gibi düşünmek gerekir ki; bu hakikaten kötü...Albüm kapağı da bir rap albümü kapağı gibi değil. Rap dinleyicisini cezbetmiyor. Aksine kendinden uzaklaştırıyor. GZA'nın başyapıtı Liquid Swords'u, PE'nin Apocalypse 91'ı rap dinleyicisinin ilgisini çekebilecek albüm kapakları. Türkiye'de yapılmış en iyi albüm kapağı ise; Tunç Dindaş'ın hazırladığı Yeraltı Operasyonu'nun albüm kapağıdır. Mic Force'un meşhur albümü It Ain't Over'ının kapağı da g-style'ı sembolize etmesi açısından gayet başarılıdır.



İlk albümünü çıkaran rapperlar Shout Outs kısmında tüm rapper arkadaşlarına selam gönderir. Hele bu Karakan gibi bir grupsa! Kartoneti ilk açtığımda Methodman'in ilk albümü Tical'deki gibi dev bir listeyle karşılaşacağımı düşünmüştüm. Maalesef o konuda da yanıldık.Karakan'ın ilk albümünün dışı hiç iç açıcı değildi...
-----------------------------------------------

İKİNCİ BÖLÜM:

Albüm; Almancı Yabancı parçasıyla açılıyor. Can sıkan parçalardan biri. Lirikal olarak başarısız değil belki. Fakat sample'daki keyboardun insanı yorması, sert kickler parçayı katlanılabilir olmaktan çıkarıyor. Hemen ardından muhteşem Al Sana Karakan geliyor. Bu şarkıya daha iyi bir klip çekilebilirdi. Albümün olması gereken tek çıkış parçası. Stil de tam olarak Karakan'ı yansıtıyor.

Albümün en sağlam parçalarından biri de klasik "üfleyen" funky beatlere sahip; Hepsi Benim. Alper'e kardeşi Suikast featuringiyle destek veriyor. Suikast çok iyi bir rapper değil. Fakat bu parçada gerçekten çok iyi iş çıkarmış.

Evdeki Ses için yorum yapmaya gerek var mı bilinmez ama Kapıkule'ye Kadar için Türkçe rapin en iyi parçalarından biri diyebiliriz. Rhyme, vokal, beat, sound...Hangi açıdan bakarsak bakalım muhteşem bir parça. Tek gitar riffi üzerinde nakarata kadar giden bir melodi var. Gitar riffinden Erkin Koray'a ait bir parça olduğunu anlayabiliyoruz. Fakat şu "triptik" kelimesi gizemini hala koruyor:)

Albümün 2. single'ı Yağmur; Karakan'ın son kurşunuydu belki de. Çok iyi bir parça ama yazının en başından beri bahsettiğimiz durumlardan ötürü o da videoklip çöplüğünde kaybolup gitti. Yıllar sonra birisi çıkıp Karakan'ın Yağmur diye bir klibi daha vardı dediğinde çoğu kişi hatırlamayacaktı bile. İyi ki youtube çıktı...

Bundan 8 sene önce bir rap sitesine yazdığım yazıda bahsetmiştim: Kabus; Kerim Yüzer'in solo olarak seslendirdiği sağlam bir battle. Bu parça aslında Sert Müslümanlar ve Almanya'daki bazı gruplara battle amaçlı yazılmıştır. Şimdiki sinkaflı battlelar (diss?) ile kıyaslanınca Sert Müslümanlar'a da, Karakan'a da bu güzel battle için teşekkür etmek gerekir. Vuran Kırana da çok sıkı bir parçaydı.

Garip Anam parçasında da klasik beatleri duyabiliyoruz. Burada sample olarak "İkimiz Bir Fidanın" şarkısı kullanılmış. Nakaratı; Emrah'ın bir filmindeki repliğinden alınmış parça oluşturuyor. Albümün başından sonuna kadar inanılmaz sampling tekniği dikkat çekiyor. Kabus Kerim ve Alper Aga; Cartel'in neredeyse çoğu altyapısına imza atan Porno Ahmet'i hiç aratmamışlar. Bu parçaya kadar özellikle kaçındıkları tek stil ise scratching oldu. Zaten oldchool rapperların çoğu scratch'ten hoşlanmaz. Belki çok çok az...

Kankardeşler 2; ilkiyle kıyaslanınca sound ve stil olarak çok zayıf kalıyor. Ayrıca Parçanın bu kadar hızlı ritimle söylenmesine anlam vermek mümkün değil. Albümün en zayıf tracklerinden biri.

Albümün son tracki; Akşam Oldu sanki başka bir grubun şarkısıymış da araya karışmış gibi. Bir kere sound olarak alakasız bir yerde duruyor. Tüm albüm Barış Manço, Erkin Koray gibi sanatçıların şarkılarındaki Orient melodiler ile hazırlanmışken bu parçada çok farklı bir tat alıyoruz. Öze inildiğinde belki sound çok değişmiyor ama kickler, nakarattaki alaturka Bülent Ersoy sesi parçayı ilginç bir forma sokmuş. Daha jazzy bir hava katıyor diyebiliriz. Albümün en zayıf halkalarından biri.

Editörün Notu: 4,5



3 yorum:

erdi_is_mel dedi ki...

triptik almak için sıraya girdik:):):) cok guzel bır album..keske kapıkuleye kadar sarkısını bıraz daha ırdeleseydınız,soz dızılımı hakkındakı yorumlarınızı merak edıyordum..tesekkrler

BaCK_DooR dedi ki...

Hocam yazılarına adeta hayranım. Sana ulaşmak istiyorum. İletişim bilgilerini yigit35@gmail.com'a iletirsen çok sevinirim.

Kolay gelsin.

Adsız dedi ki...

Do you people have a facebook fan page? I looked for one on twitter but could not discover one, I would really like to become a fan!